26 Temmuz 2026

Sıcak olan daha korkutucu

Bir fener, karanlık bir deniz, sessizlik… Daha çok sessizlik ve korku.

“Dinle bak,” dedi bir ses. “Hangisi daha korkutucu, hangisi daha sıcak? Belki de sıcak olan daha korkutucu.”

Şimdi dikkat et ne düşündüğüne. Yakınlaş… Yakınlaştıkça tanıyamayacaksın o meçhulü. Kanmak güzel şeydir, canının acıdığını hissetmeden. Tanıdığın, bildiğin o soğuk hissinin; kandığın o sıcaklıktan daha güven verdiğini çok sonra anlarsan, bu sefer fazlasıyla yaşlı da olacağından hem buruşuk hem üzgün ayrılacaksın bu şehirden. Nereden baksan dram bu.

Şimdi sen 35 yaşında, içi pırpır dışı tırtır bir hatun olsan neyi seçerdin? Fiziki bir dram mı, yoksa tinsel bir kaos mu?

Karanlık… İçinde oturduğun odanın dışında kalan odalar kadar. İçinden çıkamadığın o kadının bedeni kadar. Ve sessiz bir sahil hayatın kadar.

Korku ise şimdi hayalini bile kuramadığın o özgürlük kadar. Hiçbir özgürlük resitali, bu hatunun hayalinde canlanan kadar korkunç olamaz. Çünkü onun özgürlüğü önce yalnızlıktan geçecek. Sonrası mı? Hiç garantisi olmayan bir yol. Bir kere ikinci tercih olduğunu kabul ettiği noktadan başlayacak. Yani bu, çok daha fazla yara ve gözyaşı demek…

Dinle, şimdi bu karanlık gecenin tam ortasındasın. Denizin sesi var ama görmüyorsun. Fenerin var ama sadece ellerini aydınlatıyor. Sen varsın zaten. Şu an senden başka var olduğunu düşünen de yok.

Bence nereden baksan iyi bir dram. Fazla alternatifi yok hayatının.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlarınızı beklerim.

Recommendations by Engageya